Makyajınızın Kalıcı Olması İçin

7/4/2009 · Kategori: guzellik

Makyajınızın Kalıcı Olması İçin

Bakışlardaki çarpıcılığı yakalamak için genellikle göz çevresinde çok çaba sarfetmek ve gün içerisinde sık sık rötuş yapmak gerekir. Ancak gözkapağı makyajının kalıcı olması için büyük kozmetik firmaları bazı kremler geliştirdiler.
Makyaj yapmadan önce gözkapaklarına sürülen ve 30 saniye kurumaya bırakılan bu kremler makyajın daha kolay yapılmasını ve kalıcı olmasını sağlıyor.
Ok gibi kirpikler
Kirpikleriniz için de suya dayanıklı rimelleri tercih edin öncelikle. Kısa kirpikleri uzun göstermek de yeni ürünlerle şimdi çok kolay. Pisayada sırf bunun için üretilmiş pek çok maskara bulabilirsiniz. Rimelin kalıcılığını sağlamak için size pudra çok yardımcı olacaktır. Önce bir kat rimel sürün. Üzerinden pudra ile hafifçe geçin ve tekrar rimel sürün. Böylece rimeliniz uzun süre dayanacaktır.
 

Gün boyunca her yarım saatte bir ruj tazelemek kadar can sıkıcı bir şey daha olamaz. Hele dudaktan taşan rujlar çok can sıkıcıdır. Bunların önüne geçmek için ruj sürmeden önce bir kez dudak kalemi ile dudak sınırlarını belirleyin. Sonra rujunuzu sürün. Bir kağıt mendili ısırarak fazlasını alın ve üzerinden transparan pudra ile geçin. Sonra tekrar ruj sürün ve son kez medili ısırın. Artık günde en fazla üç kez, memeklerden sonra rujunuzu hafifçe tazelemeniz yeterli olacaktır.

Kalıcı makyaj nasıl yapılır?
Çoğu kişi uygulama anını hafif bir batma hissi olarak tarif eder. Kişinin ağrı duyarlılığı ve uygulayıcının el hafifliğine göre farklılıklar gösterecek minimum bir rahatsızlık söz konusudur. Bölgede oluşabilecek rahatsızlıkları en aza indirmek ve bölgeyi uyuşturmak için yüzeysel anestezi ve yağlar kullanılabileceği gibi, bir doktor ya da dişçi gözetiminde lokal anestezi de yapılabilir. İşlemin uzunluğu kişinin hassasiyetine, cilt nemine, yoğunluğuna, elastikiyetine ve cildin genel durumuna göre değişebilir. Ortalama süre 2-3 saat kadardır.

Bir set mikro steril iğne, kalıcı renk karışımına batırılarak kişinin istekleri doğrultusunda cilde uygulanır. Taze renk, iğneler vasıtasıyla cildin üst tabakasına zerk edilir. Dövme uygulamasının aksine, cilt hafifçe kaldırılarak renk uygulandığından, daha ağrısız gerçekleşir. Yine aynı nedenle ciltteki travma da çok daha çabuk iyileşir. Uygulama sonrasında çoğu kişi normal hayata derhal devam edebilir.

Uygulamanın tam anlamıyla kalıcı olması bazı şeylere dikkat edilmesini gerektirir. Güneşin UV ışınlarına fazla maruz kalmak ya da solaryum seansları, cildin fazla kuru olması, bazı  uyuşturucular ve sigara kalıcılığı olumsuz yönde etkileyen faktörlerdir. Alfa- hidroksi, retin-a ve glikolik asit, kalıcı makyaj uygulanan bölgelerden uzak tutulması gereken maddelerdir. Aksi halde etki azalabileceğinden belli sürelerde ekstra bakım gerekebilir. Göz kapaklarına güneş korumalı krem kullanmak, eye-liner uygulanmış gözlerde güneş gözlüğü takmak, dudaklara koruyucu sürmek gibi bazı önlemler makyajın kalıcılığını artıracaktır

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

güzellik maskeleri,cilt bakımı

6/4/2009 · Kategori: guzellik

İşte size bebek gibi bir yüze sahip olmanın yolları. Evde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle hazırlayabileceğiniz bu karışımları deneyerek farkı görebilirsiniz.

Yüz için nemlendirici maske

Malzemeler: Yumurta sarısı + süt
Hazırlanışı: Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek temizleyin. Daha sonra sırasıyla, ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.
Ne işe yarıyor: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak.
Ne zaman kullanmalı: Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterli.

Siyah noktaların sonu geliyor

Malzemeler: Limon suyu + yoğurt
Hazırlanışı: Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.
Ne işe yarıyor: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.
Ne zaman kullanmalı: Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.

Sivilceler için karnıbahar

Malzemeler: Karnıbahar + Zeytinyağı
Hazırlanışı: Sekiz adet karnıbahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Karnıbahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır.
Ne zaman kullanılmalı: Haftada bir ya da iki kez.

Kırışıklara karşı maske

Malzemeler: Kaymak + Elma
Hazırlanışı: Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastikiyet kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli etken.
Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez.

Yağlı ciltler için

Malzemeler: Bal + süt + limon suyu
Hazırlanışı: Bir fincan içinde bir kaşık balı, bir kaşık limon suyunu ve kıvamın koyuluğunu bozmayacak miktarda sütü karıştırın. Karışımı yüzünüze ve boynunuza yayın ve hafifçe kuruyana kadar bekleyin. Maskeyi nemli bir sünger yardımıyla silerek temizleyin.
Ne işe yarıyor: Bal cildi yumuşatır ve limon suyunda bulunan aktif maddelerin daha iyi emilmesini sağlar. Bu maddeler de cildin yağ salgısını dengeler, fazla yağ salgısı sonucu oluşabilecek sivilceleri önler.
Ne zaman kullanılmalı: İhtiyaca göre 10 - 15 günde bir tekrarlayabilirsiniz

0 YorumBağlantı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Giysilerle Zayıf Görünümün 6 Yolu

5/4/2009 · Kategori: guzellik

İşte bazı moda uzmanlarından daha ince gösteren moda ipuçları..    

 

Doğru kıyafetlerle daha zayıf ve daha ince görünmenin püf noktaları da var  işte bu 6 püf noktasına bakalım nelermiş:


1. Tek renk kullanın..
Gece mavisi, kahverengi ya da siyah gibi tek renk koyu renkli elbiseler giyin.. Bunun yanı sıra aynı rengin farklı tonlarını da birlikte giyebilirsiniz. Bej, deniz mavisi, mercan ya da teninize en iyi giden renklerde desenleri bulunan giysiler de olabilir. Eğer rengin sizi daha kilolu gösterdiğini düşünüyorsanız, elbise olarak sizde nasıl durduğuna da bakın.

2. Kumaşları doğru seçin..
Katı, sert ve ağır hatta yapışan kumaşlardan uzak durun. En iyi seçim hafif, yumuşak ve giydiğinizde vücudunuzdan kayan kumaşlardır. Amacınız vücudunuzun genel şeklini görmek olmamalı..

3. Vücudunuza göre ayarlayın..
Geniş omuzlarınız varsa, vatka ya da herhangi bir omuz aperatı kullanmayın. Kayık ve yuvarlak yakalı giysileri tercih etmeyin. Üstünüzü daha küçük göstermek için modaya uygun V yakalı elbiseler, V yakalı üst ve etek veya bol pantolonları tercih edin. Eğer üst küçük alt büyükse, yani armut vücutluysanız, boynunuzu kalın göstermeyen, omuzlarınıza uygun sizi dik gösteren kıyafetleri arayın. Üst için yuvarlak, oyuk yaka kesimleri, alt için de düz etek ya da normal kesim pantolonları seçin.

4. Kalça ve basenler
Büyük kalça ve basenleri kamufle etmek için, rahat pileli, bel kısmı büzgülü rahat etek ve pantolonlar tercih edilebilir. Modaya uygun, düz çizgiler yan cepli ya da cepsiz modeller seçin. Basenleri küçük göstermek için beli düz yarım ya da dizden hafifçe aşağıda pantolonlar arayın. Daha uzun ve zayıf görünüm için pantolonunuz ya da eteğiniz yere değecek kadar uzun olmalı.
Basenlerinizi daha fazla kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarınızı örtecek kadar uzun bluz ya da bluzunuzun üzerine hjafifi dantel ya da örgü tunikler giyebilirsiniz. Kalçalarınızdan aşağısının çok fazla uzun olmamasına dikkat edin.


5. Kesim ve dikişileri inceleyin
Giysilerinizde, özellikle ceketlerde kare şekilli olanları ya da sıkı saran modelleri tercih etmeyin. Bunun yerine hatları hafif belli eden modelleri tercih edin. Elbiselerin dikişleri daha ön plana çıkartılmış olabilir.

6. Ayakkabıları unutmayın

Sadece elbiselerle zayıf görüneceğinizi sanmayın. Giysilerinizi belirledikten sonra ayakkabılarınızı deneyin. Özellikle ayaklarınız genişse ince şeritli ve düz sandaletler, ufak topuklu ayakkabılar giymeyin. Bunun yerine, kısa topuklu ya da üzerinde durabiliyorsanız yüksek topuklu ayakkabılar giyin. 5 cm'lik topuk ne giyerseniz giyin sizi daha ince gösterecektir. Ayak bileğinize dolanan ayakkabılardan, kare topuklardan uzak durun. Tüm bunlar sizi daha bodur ve bacaklarınızın daha kısa görünmesine neden olur

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Cilt Güzelliği - Cildimiz ve Vitaminler

5/4/2009 · Kategori: guzellik

Vitaminlerin cilde faydası uzun süredir bilinen bir gerçek. Vitamin eksikliği cildin cansız, kuru veya fazla yağlı olmasına neden olabilir. Cilt sağlığını korumak için A, E, C, D Vitaminleri gibi vitaminlere ihtiyaç duyar.E ve C Vitaminleri en basit antioksidan türleridir. Antioksidanlar sayesinde cilt kendini güneş ışınları ve çevre kirliliği gibi etkenlerden korur. C vitamini ise cildin kendini tedavi etmesi için gereklidir. Cildiniz ve Vitaminler konusunda daha geniş ve yararlı bilgiler için dosyamızın konularına göz atın , yararını göreceksiniz...

Beslenme, cilt bakımı ve vitaminler

Gazetelerde sağlıklı cilt ya da cilde sağlığını kavuşturma konusunda sayısız yorum ve makale okuyoruz. Sağlıklı cilt, yeterli şekilde nemlendirilmiş sağlıklı bir epiderm ile birlikte dengeli beslenme ve güneş ışınlarından korunmakla mümkün olur.

Yorgun, stresli ve yanlış beslenen kişilerin cildi bunu hemen yansıtır. Günlük vitamin kullanımının yararı senelerden beri biliniyor; ancak sağlıklı beslenme ile cilt sağlığı arasındaki bağlantı ancak son senelerde dikkate alınmaya başlandı. Vitaminlerin antioksidan etkileri cilde doğrudan uygulanan ürünlerle senelerdir kullanılıyor. Ama sindirim yoluyla alınan vitaminlerin yararına yakın zamana kadar önem verilmemişti. Yapılan araştırmalar belli vitamin ve minerallerin sindirim yoluyla alındığında cilt, güzellik ve bir kadının genel sağlığı için faydaları olduğunu kanıtlamıştır.

Dolayısıyla güzel ve sağlıklı bir cildin sırrı, her şeyden önce doğru, dengeli bir beslenme ile birlikte gerekli vitaminlerin takviyesiyle sağlanabilir.

Sigara ve cildiniz

Sigaradan uzak durmak akıllıca bir hareket olacaktır. Sayısız zararının yanı sıra cilde de zararı büyüktür. Sigara dumanı ve katran cildin ihtiyacı olan oksijeni almasına ve besin emilimine mani olarak kuru ve cansız görünmesine neden olur. Ayrıca sigara tüketimi zararlı serbest radikallerin oluşmasına sebep olarak ciltteki kolajen ve elastin liflerini zayıflatarak cildin zamansız yaşlanmasına neden olur.

Sigara içiyorsanız cildinizin sağlığı açısından vitamin kullanımına daha da fazla önem vermeniz gerekecektir. Çünkü sigaranın cildinize verdiği zararları azaltmak ancak vitamin katkısıyla mümkün olabilir.

Vitaminleri karışıma dahil etmek

Günlük vitamin ihtiyacını karşılamak için her gün multi-vitamin almak ve/veya bolca meyve,sebze tüketmek tek yol değil: artık nemlendiriciler ve bakım kremleri gibi kozmetik ürünlerinin çoğunun içeriğinde cilt sağlığına faydalı olan vitaminler kullanılıyor.

Çarpıcı bir istatistik:

 

1991 senesinden günümüze içeriğinde vitamin bulunduran ürünlerin sayısı 3 misli artmış durumda. Ancak dikkate alınması gereken önemli bir nokta var. Bu ürünleri kullanan tüketicilerin hangi faydayı sağlamak için hangi vitaminin kullanılması gerektiğini bilmesi gerekiyor.

Örneğin amaç kırışıkları azaltmak mı, akneden kurtulmak mı? Amaca göre seçilecek kozmetik ürününün doğru olması önemli.

A vitamini ve beta karotenler, sarı, turuncu ve yeşil renkli sebzeler, yumurta akı, ciğer, tereyağı ve balık yağlarında bulunur ve yaşlanmayı geciktirici etkileri için kullanılır.

C Vitamini, antioksidan etkileri ve yara tedavisindeki etkileriyle önemlidir. Yüzeysel olarak kullanıldığında ince çizgi ve kırışıkların yok edilmesinde yardımcı olduğu gibi güneş yanıklarının tedavisinde de kullanılır.

E Vitamini, bir antioksidandır ve cilt üzerinde iltihap giderici etkileri vardır. Yüzeysel olarak uygulandığında cildin nemlenmesine yardımcı olur, yumuşaklık ve pürüzsüzlük sağlar.

B Vitamini türlerinden olan Niasin'in bir türü olan Niasinamit uzmanlar tarafından yıldızı parlamaya başlamış bir vitamin olarak gösterilmekte. Akne tedavisinde inanılmaz etkileri saptandığı gibi anti tümör karakteristikleri ve cilt kanseri tedavisindeki başarıları da var.

Vitaminler konusunda yapılan araştırmalar tüm hızıyla devam ediyor. Gelecek yıllarda vitaminlerin daha birçok faydalarından yararlanacağımız da bir gerçek. Şimdilik bilinçli olmak ve vücudumuza gereken miktarda vitamini sağlamaya devam etmek için sağlıklı ve dengeli beslenmek; yüzeysel kullanımda da amaca yönelik bilinçli seçimler yapmak en doğrusu olacaktır.

 

http://www.ciltbakimiveguzellik.com/cilt-guzelligi.aspx ALINTI

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

SUDA DOGUM

4/4/2009 · Kategori: kadin

SUDA DOĞUM

Doğum fizyolojik bir olaydır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde doğum sırasında anne adayına yardımcı olmak için farklı alternatifler sunulmaktadır. 

Farklı uygulamalardaki ana amaç anne adayının doğum eylemi sırasında kendini daha rahat hissetmesini sağlamaktır.

Alternatif Doğum Yöntemleri:
  Ev doğumları
  Bradley metodu
 
Lamaze Yöntemi
  Hipnoz ile doğum
  Maia Stool births
  SUDA DOĞUM

Neden alternatif doğum anlayışına gerek var?
 Doğum ağrısını ve korkusunu en aza indirgemek
 Normal doğuma özendirmek
 Sezaryen oranlarını düşürmek
 Maliyeti düşürerek ülke ekonomisine katkı sağlamak
 Anne adaylarına doğum için seçenekler sunmak

Sezeryen Oranları:
Maternal ve perinatal mortalite ve morbiditeyi en aza indiren, kabul edilebilir sezaryen oranı WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından  % 15 olarak belirlenmiştir (1985).

Sezaryen son yüzyılda en sık uygulanan cerrahi prosedür haline gelmiştir.  USA’da sezaryen oranı % 22-23’dür. 

Ülkemizde tam bilinmemekle birlikte sezeryen oranı % 50’lerdedir.  Bu artışta hem gelişen cerrahi ve teknolojik yöntemler nedeniyle operasyonun riskinin azalması rol oynamakta hem de elektif sezaryen kavramının artık çiftler ve doktorlar tarafından yaygın olarak kabul görmesi neden olmaktadır.

Doğumda Ağrı Azaltıcı Yöntemler:
  Suda doğum

  Lamaze metodu (psikoprofilaktik metod)
  
Epidural Anestezi
  Spinal anestezi
  Genel anestezi
  Doğum eyleminde sistemik ağrı kesici uygulamaları
  Paraservikal blok
  Lokal anestezi
  Doğum sonrası uygulanan ağrı kesici ilaçlar ve yöntemler

Suda doğumda amaç nedir?

Su altında doğumdaki ana amaç, kişilerin streslerinin azaltılması, doğumda kullanılan ağrı kesici ilaçların azaltılması, doğumun daha hızlı, daha konforlu ve rahat bir şekilde seyretmesi ve perine-vajina kaslarının mümkün olduğunca gevşetilmesidir.

Suda doğum yaptıran hekimler; ılık suyun sakinleştirici ve ağrı giderici etkileri olduğunu ve bu etkinin gebenin kendisini daha rahat hissetmesine ve doğumun daha kolay geçmesine yardımcı olduğunu ileri sürmektedirler. 

Tarihçe
Aristotle (MÖ 6.yy), suyun hayatın en önemli prensibi oduğunu ifade etmiştir.  Yine eski Mısır'da seçilmiş bazı bebekler su içinde doğurtulurdu.

Bilimsel kayıtlara geçen ilk su altı doğum ise 1803 yılında Fransa'da yaşayan bir kadının, hekim yardımı olmaksızın bir tesadüf sonucu, doğumu kendi kendine  gerçekleştirmesidir.

1960'lı yıllarda  ilk defa eski Sovyetler Birliği'nde Igor Charkovshy bu konuda deneme çalışmalarına başlamış,  Onu 1978-1985 yılları arasında Fransa'da yaşayan Dr. Michel Odent izlemiş ve su altında pek çok doğumu gerçekleştirmiştir.

Suda doğum uygulamaları daha sonraları bir ara güncellik kazansa da belirli bölgeler dışında yaygınlaşmamıştır.  Günümüzde eski Sovyet Cumhuriyetleri, İngiltere ve Fransa'nın bir kısmı ile Amerika Birleşik Devletlerinde sınırlı sayıda klinik ve hastanelerde uygulanmaktadır.

1994-1996 yılları arasında İngiltere'de gerçekleşen doğumların %0.6'sı suda olmuş ve bu doğumların da %9'u evde ebe yardımı ile gerçekleşmiştir.  Bu doğumlarda bebek ölüm oranı binde 1.2 olup istatistiksel olarak normal doğumdan farklı değildir.

Suda doğum nasıl gerçekleşir?
Tam teşekküllü hastanelerin bazılarında suda doğum için özel olarak hazırlanmış küvetler mevcuttur. İdeal olarak 37 santigrad dercede su içine gebe ve hekimin özel ekipmanlar ile girerek doğumun gerçekleşmesi sağlanmaktadır.

Burada suyun çok sıcak olması durumunda anne adayının kan dolaşımında değişim olabilir ve ani tansiyon düşüklüğü ile plasentaya giden kan akımlarında azalmalar yaşanabilir. Bu da hem anne adayını hem de bebeği risk altına sokabilir. Ayrıca suda uzun süre kalınması durumunda anne adayında terlemeye bağlı sıvı kaybı da görülebilir.

Suda doğumun avantajları nelerdir?
Teorik olarak en büyük avantajı; ılık suyun kasları gevşetmesi,  zihinsel rahatlık sağlaması ve bu sayede plasentaya giden kan akımının artarak daha az ağrılı ve daha kısa bir doğum sürecinin yaşanmasıdır. 

Diğeri ise 38 hafta boyunca suda gelişen fetüsün yine sıvı bir ortamda yaşama adım atacağı düşüncesidir. 

Suda doğumdaki amaçlar nelerdir?
Amaçlar Doğum Eyleminde ve Doğum sonrasında olarak ikiye ayrılabilir:

A- Doğum Eylemindeki Amaçlar
 Hidroterapinin hem hidrotermal (perinede,vajinada ve servikste rahatlama ) ve hem hidrokinetik (suyun meme başını uyarmasına bağlı olarak endojen oksitosin salınımı) etkilerini sağlamada faydası bulunmaktadır.
 Aşağıdaki temel kavram dikkate alınarak tıbbi girişim için gereksinimi en aza indirmek amacıyla girişimsel olmayan bir gevşeme ve ağrıyla başa çıkabilme yöntemi sunmaktadır:

  • Anne adayının sudaki göreceli ağırlıksızlığı su içindeki bedenin tüm yüzeylerinde eşit basınç yaratarak ( bedenin altındaki yatak şiltesinin sürekli aynı noktada uyguladığı basıncın zıddı olarak) harcanan enerjiyi azaltır ve anneyi destekler.
  • Gevşemeyle birlikte anne adayı daha az ağrı hisseder. Daha az ağrı,daha az endişeye neden olur ve bu durum da adrenalin düzeylerini düşürerek endojen oksitosin ve oksijen akışının sürekli olmasını sağlar.
  • Kalpten çıkan İnferior vena cava damarına dışarıdan bası olmadığı için rahme giden kan akımı artacak ve rahimdeki kas dokusuna daha fazla oksijen gitmesi daha etkili kasılmalara neden olacaktır.
  • Suda hafif vazodilatasyon (damarlarda genişleme) gerçekleşir ; bu durum anne adayının kan basıncını hafif düşürür ve nabzını hafif yükseltir. Sonuçta uterusa ve fetusa giden oksijen miktarı artar.
  • Anne adayının doğum eylemi esnasında fetal inişe yardımcı olabilecek bir konum almasını sağlar.   

B- Doğum Sonrası Amaçlar
 
Doğum yapan kadına doğum masasına oranla, daha esnek ve daha düşük riskli bir ortamda doğurma seçeneği sunmaktadır.
 Doğum eyleminin normal fizyolojik sürecini hızlandırarak; bu eylemin hastalık gibi görülmesinden çok, bir iyilik durumu olduğunun düşünülmesini sağlamaktadır.
  Anne adayının kendi doğum yapma sürecinin denetimini sağlamasına yardımcı olmaktadır.
  Yenidoğanın yeni bir dünyaya daha yumuşak bir şekilde geçişini sağlamaktadır.

Suda doğum kimler için uygundur?                             
   Öncelikle anne adayı hidroterapi isteğini belirtmiş ve doğumunu yaptıracak kişiye onay vermiş olmalıdır.
   Anne adaylarının tekrar eden, tedavi edilmemiş vajen, idrar yolu ve cilt enfeksiyonları olmamalıdır.
   Anne adayının ve fetusun yaşamsal bulguları normal sınırlar içinde olmalıdır ve sıcak suya girmeden önce bebeğin reaktif bir NST'si olmalıdır.
   Sıcak su içindeyken anne adayının ve fetusun yaşamsal bulguları aralıklı olarak izlenmelidir.

Kimler için uygun değildir?
 Anne adayının ateşinin 38 santigrad değerinden yüksek olması veya anne adayında enfeksiyon şüphesi olması
 Amnionit (plasental zarların enfeksiyonu)
 Fetal distres (rahim içindeki bebeğin sıkıntıya girmesi)
 Fetal kalp atımını dinlemenin uygun olmadığı ve sürekli elektronik fetal kalp atımı izleminin gerektiği her türlü durum.
 Yüksek Riskli Gebelikler:   
-  Aşırı vajinal kanama
-  Fekal materyal (koyu mekonyum vb ) tarafından kirletilmiş amniotik sıvı
-  Pozitif  HIV (Aids testi) durumu
-  Malprezentasyon (Bebeğin kanal içine girişindeki farklılıklar)
-  Koyu  partiküllü mekonyum ( Perinede aspirasyonu gerektirebilecek derecede)
-  İlk trimester USG ile doğrulanan gestasyon yaşının 36 haftadan küçük olması
-  Cheshire Tıp Merkezi’nin veya hekimin inisiyatifinde olan herhangi bir diğer durum

Suda doğumun dezavantajları nelerdir?
Gebenin "travay" yani ağrı eylemi sırasında bebeğin 
NST (Eksternal tokografi) ile kalp atımlarının izlenememesi bir dezavantajdır.

Yine, bebeğin göbek kordonunun kısa olması gibi durumlarda aniden su yüzüne çıkan kordon kopabilir ve bebek kan kaybedebilir.  Bu da kan transfüzyonu gereksinimini arttırabilir. 

Sonuç olarak...
Konuyla ilgili yapılan ve normal doğum ile suda doğumu karşılaştıran pek çok araştırmalarda yarar veya zarar etkisi açısından her iki doğum şeklinin birbirine karşı çok üstün avantaj ya da dezavantajları bulunmamakla birlikte, suda doğum özellikle son yıllarda pek çok çift tarafından tercih edilen "alternatif bir doğum yöntemi" haline gelmiştir..

Bu konuda hekim tecrübesi, hastane koşulları ve çiftlerin görüşleri ortak olarak değerlendirilmeli ve karar bu yönde şekillendirilmelidir.  

Ankara/ Cebeci'deki  Zekai Tahir Burak Hastanesi'nde (Büyük Doğumevi) 2006 yılı başı itibari ile suda doğum ünitesi açılarak -dileyen hastalara hizmet vermek üzere- hizmete girmiştir.

Bilimsel Yayınlar:
I.  Eberhard et al. Experience of pain and analgesia with water and land births. J. Psychosom. Obstet. Gynecol. 2005.Jun; 26(2). 127-33)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::